Burun Tıkanıklığında Septum Deviasyonu
Septum kelime anlamı itibarı ile bölme, bölücü demektir. Burun boşluğunu ortadan iki ayrı bölmeye ayıran ön 2/3 kısmı kıkırdak arka 1/3 kısmı kemikten oluşan levhadır. Her iki taraftan burun içini kaplamakta olan solunum epiteli ile örtülmüş durumdadır. Güçlü bir kanlanma ağı olması nedeni ile zaman zaman burun kanamalrının da odağı durumundadır.
Deviasyon ise kelime anlamı itibarı ile olması gereken yerden (burada orta hat) sapma anlamında, yani orta hattan sapan burun orta bölmesinin eğriliği olarak tanımlayabileceğimiz duruma “septum deviasyonu” ismini vermekteyiz. Kıkırdak ve kemik bileşenleri olduğuna göre; deviye alan sadece kıkırdakta, sadece kemikte veya her iki bileşeni de tutacak şekilde görülebilir. Burun orta bölmesi sadece bir yöne, yani sağa veye sola sapabileceği gibi “S” şeklinde hem sağa hem de sola eğrilik de oluşturabilir.
Deviasyonun semtomlar oluşturması açısından bolunduğu yer de önem taşımaktadır. Burun (kaudal) ön kısma yakın valf alanı dediğimiz en dar yerinde olan çok küçük deviasyonlar ciddi tıkanmalara neden olabilirken arkada karşı duvara kafar uzanabilen topuk, ya da piramid şeklinde olan çıklıntılar hiç belirti vermiyor olabilir. Ancak tıkanma yapmasa da bu topuksu çıkıntılar ( spur ) sıklıkla sinüzit ile karıştırılabilen ( kontakt) baş ağrılarına da neden olabilmektedir.
Septum deviasyonu semptomatolojisi; burunda tıkanma, ağız açık nefes alarak uyuma, buna bağlı sabah ağız kuruluğu ile uyanma, ileri evrelerinde çarpıntı veya kısmi tansiyon yükselmesi şeklinde ortaya çıkaktadır. Baş ağrısı da yukarıda belirtildiği gibi semptomları arasında bulunabilir. Ancak horlama , özellikle de uyku apnesinin nedeni değildir.
Tedanvisi asla uzun süreli burun damlaları veya dekonjetsan özellikteki haplar olmamalıdır. Bu gibi ilaçlar tansiyon yükselmesi ve çarpıntı olasılığını artıracağı gibi vağımlılık yapma özelliği de taşımaktadır. Bu durumda septum deviasyonu tanısı konmuş olan, beraberinde semptomları da bulunan hastaların mutlaka ( ileri dönem rahatsızlıklarından korunmak için) operasyon ile tedavi edilmeleri önerilir.
Operasyonları ben genel anestezi altında yapmayı tercih ediyorum. Lokal anestezide de ağrı olmazsa da hasta konforu açısından genel anestezi giderek daha fazla tercih edilir hale gelmiştir. Burun ucuna yakın bölgedeki deviasyonlar dışında tüm alanlardaki sapmaları uzun yıllardır endoskopik yöntemle tedavi etmekteyim. Bunun amacı; minimal mukozal kesi ile, en az hasarı vererek deviye kıkırdak veya kemik kısımın çıkartılması çok kısa sürede kolayca yapılabilmektedir. Oluşturulan yara alanının küçük olması oldukça önemli bir konfora yol açmaktadır. Bu konfor; tampon kullanılmaması, çok yumuşak küçük tampon gerekirse kullanılması veya sadece dikişle orta bölmenin stabilizasyonunun sağlanması sayesinde, ameliyat sonrasında (eskiden uygulanmakta olan) ağır tampon rahatsızlığından kurulmuş olmamızdır. Yani 20 yıl önce yaptığımız septoplasti operasyonlarına göre temel değişim tampon ağrısı ve rahatsızlığından hastamızı uzaklaştırmaktır.
Ameliyat sonrasında kontrollerinin de çok sık yapılması gerekmemektedir. Zira iyileşmesi beklenen yara alanı genellikle çok küçüktür, komplikasyonlar oldukça seyrekleşmiştir. Ameliyat sonrası ilk bir ayda uçuş yapılmaması breysel uygulamamda ( mecburi olmasa da) tek kısıtlamamdır. Kara ve deniz yolculuğuna ertesi gün dahi yapılabilir diyebiliyorum. Sık ve bol ilaç kullanım gerekliliği yoktur. Yüzme kısıtlaması önermiyorum.
Özet olarak septoplasti ameliyatı, septomatik septum deviasyonunun tek tedavi yöntemidir. Amelşyat sonrası hasta yakınmaları yıllar içinde belirgn azalmış, konfor kayda değer ölçüde artmıştır. İşlemden genellikle iki ay sonra burun açılması beklenir. Pek çok hastamız bu süreçten sonra “ ben önceden nefes almıyormuşum “ yorumunu yapmaktadır.